Esmaü'l-Hüsna

Esmaül Hüsna — Allah'ın 99 güzel ismi. Arapçası, okunuşu ve Türkçe anlamlarıyla tam liste ve isimleri ezberlemeye dair hadis.

99 madde

El-Adl

Al-ʿAdl

العدل

Mutlak Adil — her hükmü ve fiili adaletin tecellisi olan. Yûnus 44'te: 'Allah insanlara asla zulmetmez, insanlar kendilerine zulmeder.'

El-Afüvv

Al-ʿAfūww

العفو

Affı Bol — kendisine yönelenlerin günahlarını iz bırakmaksızın silen. Kadir Gecesi duasında: 'Allâhumme innaka afuvvun tuhibbul afve fa'fu annî.'

El-Âhir

Al-Ākhir

الآخر

Son — her şey yok olduktan sonra varlığı baki kalan, sonu olmayan. Al-Awwal ile birlikte Hadîd 3'te: 'O ilktir, sondur, aşikardır, gizlidir.'

El-Alîm

Al-ʿAlīm

العليم

Her Şeyi Bilen — geçmiş, gelecek, gizli ve açık her şeyi kuşatan ilim sahibi. Kuran'da 158 kez geçer; Al-Hakîm ile en sık birlikte anılır.

El-Aliyy

Al-ʿAliyy

العلي

Yüce, En Üstün — zat, sıfat ve otorite olarak bütün yaratılmışların üstünde olan.

El-Azîm

Al-ʿAẓīm

العظيم

Pek Büyük, Yüce — kavranamayacak büyüklük, izzet ve celal sahibi. Ayetü'l-Kürsî'nin son bölümünde 'Vehuvel Aliyyul Azîm' olarak zikredilir.

El-Azîz

Al-ʿAzīz

العزيز

Mutlak Güçlü ve Üstün — hiçbir şeyin galip gelemediği mutlak kudret ve şeref sahibi.

El-Bâkî

Al-Bāqī

الباقي

Daimi Kalıcı — her şey yok olurken varlığı sonsuza dek baki kalan. Rahmân 26-27: 'Yerin üstünde ne varsa fânidir; bâki kalan yalnız Rabbindir.'

El-Bâri'

Al-Bāri'

البارئ

Mükemmel Yaratıcı — varlıkları birbirinden seçkin ve uyumlu şekilde yaratan. Haşr 24'te Al-Hâlik ve Al-Musavvir ile birlikte üçlü olarak geçer.

El-Basîr

Al-Baṣīr

البصير

Her Şeyi Gören — ne kadar küçük veya gizli olursa olsun her şeyi gören. As-Semî (her şeyi işiten) ile 45 kez birlikte anılır; ihsan bilincinin dayanağıdır.

El-Cebbâr

Al-Jabbār

الجبار

Cebbar, Mutlak İrade Sahibi — yaratıklarını ıslah eden ve iradesine karşı konulamayan yüce güç.

El-Ehad

Al-Aḥad

الأحد

Tek ve Bölünmez — parçası ve bileşeni olmayan. İhlâs 1'de zikredilen ve tevhid inancının merkezindeki isimdir: 'Kul huvallâhu ehad.'

El-Evvel

Al-Awwal

الأول

İlk — varlığı her şeyden önce gelen, başlangıcı olmayan. Al-Âhir, Az-Zâhir ve Al-Bâtın isimleriyle birlikte Hadîd sûresi 3. ayette zikredilir.

El-Fettâh

Al-Fattāḥ

الفتاح

Açan ve Hükmeden — rahmet, ilim ve zafer kapılarını açan; kulları arasında hükmeden.

El-Gaffâr

Al-Ghaffār

الغفار

Bağışlaması Bol — kullarının günahlarını sürekli örten ve tekrar tekrar bağışlayan.

El-Gafûr

Al-Ghafūr

الغفور

Çok Bağışlayan — samimi tövbe edenler için en büyük günahları bile örten engin mağfiret sahibi.

El-Ganiyy

Al-Ghaniyy

الغني

Mutlak Zengin — hiçbir şeye muhtaç olmayan, tüm yaratılmış O'na muhtaç olan. Fâtır 15: 'Ey insanlar, siz Allah'a muhtaçsınız; O ise Ganî'dir.'

El-Habîr

Al-Khabīr

الخبير

Her Şeyden Haberdar — her şeyin en derin gerçeğinden haberdar olan. Al-Alîm ile akrabadır; Lokmân 34'te gaybın anahtarlarının O'nda olduğu bildirilir.

El-Hâdî

Al-Hādī

الهادي

Hidayet Veren — kullarını hakka, imana ve salih amele yönlendiren. Fâtiha'daki 'İhdinâ' (bize hidayet et) duasının kaynak ismi; Furkan 31'de geçer.

El-Hak

Al-Ḥaqq

الحق

Mutlak Hak, Gerçek — varlığı, sıfatları ve zatı mutlak doğru ve değişmez. Kuran'da 227 kez geçer; İslam inancının tevhid boyutunun temelidir.

El-Hakîm

Al-Ḥakīm

الحكيم

Hüküm ve Hikmet Sahibi — her fiili ve hükmü sonsuz hikmetle yönetilen. Kuran'da 97 kez geçer; Al-Alîm ile en sık birlikte anılan Esma-i Hüsnâ'dandır.

El-Hâlık

Al-Khāliq

الخالق

Yaratan — her şeyi yoktan var eden ve her birini kusursuz tasarlayan. Haşr 24'te Al-Bâri ve Al-Musavvir ile birlikte üçlü olarak zikredilir.

El-Hayy

Al-Ḥayy

الحي

Ölümsüz Diri — başlangıçsız ve sonsuz hayatı olan. Ayetü'l-Kürsî'de zikredilir; Allah'ın en büyük ismi (İsm-i Âzam) olarak da kabul edilir.

El-Kâdir

Al-Qādir

القادر

Mutlak Kudret Sahibi — kudreti her şeyi kapsayan, her şeye gücü yeten. Bakara 20 ve daha 44 ayette zikredilir: 'Allah her şeye kadirdir.'

El-Kahhâr

Al-Qahhār

القهار

Mutlak Galip — bütün yaratıklara hâkim olan, iradesi her şeye galip gelen. Yûsuf 39 ve Ra'd 16'da: 'O Allah Vâhid'dir, Kahhâr'dır.'

El-Kayyûm

Al-Qayyūm

القيوم

Kendi Başına Var Olan — kendisi başkasına muhtaç olmaksızın var olan ve bütün varlığı ayakta tutan.

El-Kerîm

Al-Karīm

الكريم

Çok Cömert ve Asil — karşılık beklemeden, isyan edene bile bolca veren. İnfitâr 6'da: 'Ey insan, seni Kerîm olan Rabbinden ne aldatıyor?'

El-Kuddûs

Al-Quddūs

القدوس

En Mukaddes, Tertemiz — her türlü kusurdan, eksiklikten ve celaline yakışmayan her şeyden münezzeh olan.

El-Latîf

Al-Laṭīf

اللطيف

Lütfeden, İnce Tedbir Eden — kullarına farkına varamayacakları şekilde lütufta bulunan.

El-Melik

Al-Malik

الملك

Mutlak Hükümdar — egemenliği tüm varlığı kapsayan mutlak Kral. Fâtiha 4'te Al-Melik / Al-Mâlik olarak iki farklı okunuşuyla zikredilir.

El-Mü'min

Al-Mu'min

المؤمن

Güven Veren — vaatlerini yerine getiren ve kendisine sığınanlara emniyet bahşeden.

El-Mucîb

Al-Mujīb

المجيب

Duaları Cevaplayan — samimiyetle yalvaranların duasını kabul eden. Bakara 186: 'Bana dua edin, cevap vereyim'; Al-Mucîb isminin özüdür.

El-Müheymin

Al-Muhaymin

المهيمن

Koruyup Gözeten — her şeye gözcü olan, her şeyi kontrol altında tutan. Haşr 23'te Al-Melik ve Al-Kuddûs ile birlikte zikredilen bir ilahi sıfattır.

El-Musavvir

Al-Muṣawwir

المصور

Şekil Veren — her yaratığa eşsiz bir görünüm bahşeden. Haşr sûresi 24. ayette Al-Hâlik ve Al-Bâri isimleriyle birlikte üçlü olarak zikredilir.

El-Mütekebbir

Al-Mutakabbir

المتكبر

Yüceler Yücesi — yarattıklarının her türlü ihtiyaç ve niteliğinden münezzeh olan.

El-Vâhid

Al-Wāḥid

الواحد

Tek — zatında ve sıfatlarında ortağı, eşi ve bölünmesi olmayan. Al-Ehad ile eş anlamlıdır; Ra'd 16 ve İbrâhim 48'de tevhidin özünü ifade eder.

El-Vedûd

Al-Wadūd

الودود

Çok Seven, Sevilmeye Layık — salih kullarını seven ve her sevginin kaynağı olan.

El-Vehhâb

Al-Wahhāb

الوهاب

Çokça Bağışlayan — karşılık beklemeden sürekli nimet ve lutuflar veren. Süleyman'ın duasında (Sâd 35) geçer: 'Şüphesiz Sen çok bağışlayansın.'

El-Vekîl

Al-Wakīl

الوكيل

İşleri Yöneten, Tevekkül Edilen — kulların tam bir güvenle dayanabileceği işleri tedbir eden.

El-Veliyy

Al-Waliyy

الولي

Yardımcı Dost, Hami — iman edenlerin koruyucusu ve velisi. Bakara 2:257'de: 'Allah, iman edenlerin dostudur; onları karanlıktan aydınlığa çıkarır.'

En-Nûr

An-Nūr

النور

Nur, Işık — bütün ışığın kaynağı; kalpleri yola ileten, gökleri ve yeri aydınlatan.

Er-Rahîm

Ar-Raḥīm

الرحيم

Çok Merhametli — Allah'ın ahirette müminlere has olan özel rahmeti. Besmele ve Fâtiha'da Ar-Rahmân'la birlikte; genel rahmetin özel formudur.

Er-Rahmân

Ar-Raḥmān

الرحمن

En Çok Esirgeyen — Allah'ın dünyada her yaratılmışı kapsayan rahmeti; mümin olsun veya olmasın herkese ulaşır.

Er-Rezzâk

Ar-Razzāq

الرزاق

Rızık Veren — bütün canlıların rızkını yaratıp dağıtan. Zâriyât sûresi 58. ayette 'Er-Rezzâk' formunda geçer; sabah zikirlerinde bereket için okunur.

Es-Samed

Aṣ-Ṣamad

الصمد

Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan Mutlak Sığınak — kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan, herkesin kendisine muhtaç olduğu.

Es-Selâm

As-Salām

السلام

Esenlik ve Güvenliğin Kaynağı — bütün kusurlardan münezzeh olan, kullarına selâmet veren.

Es-Semî'

As-Samīʿ

السميع

Her Şeyi İşiten — ne kadar zayıf veya uzak olursa olsun her sesi, sırrı ve duayı işiten.

Et-Tevvâb

At-Tawwāb

التواب

Tevbeleri Çok Kabul Eden — kullarının tevbesini defalarca kabul eden. Nasr 3'te: 'O tövbeleri kabul edendir; tevbekârdır' beyanı bu ismin özüdür.

El-Bâis

Al-Bāʿith

الباعث

Yeniden Dirilten — Kıyamet Günü tüm ölüleri tekrar diriltecek olan. Hac 7'de: 'Muhakkak kıyamet gelecektir; Allah kabirlerdekini diriltecektir.'

El-Bâsıt

Al-Bāsiṭ

الباسط

Genişleten — dilediği kuluna rızkı, rahmeti ve nimeti bollaştıran. Zıddı Al-Kâbid ile anılır; Bakara 245'te 'Allah daraltır da genişletir de' geçer.

El-Bâtın

Al-Bāṭin

الباطن

Gizli — zatı, yaratılmışların kavrayışının ötesinde olan. Az-Zâhir ile birlikte Hadîd 3'te geçer; O hem apaçık hem akılların kuşatamayacağı gizlidir.

El-Bedî'

Al-Badīʿ

البديع

Eşsiz Yaratıcı — daha önce tasavvur edilmemiş harika şeyler yaratan. Bakara 117'de zikredilir: 'Göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır.'

El-Berr

Al-Barr

البر

İyiliğin Kaynağı — her iyiliğin bol kaynağı; lütufkar ve hayır sahibi. Tûr 28'de anılır: 'Şüphesiz O çok iyilik eden, çok merhametlidir.'

El-Celîl

Al-Jalīl

الجليل

Celal Sahibi — mutlak celal, izzet ve yücelik sahibi. 'Zül-Celâli vel-İkrâm' isminde İkrâm ile birleşerek Allah'ın hem heybet hem lütuf yönünü ifade eder.

El-Hafîz

Al-Ḥafīẓ

الحفيظ

Hıfz Eden, Koruyan — bütün yaratılmışı koruyan ve her ameli kaydeden. Kuran'ın kıyamete dek korunacağının teminatı Hicr 9'da bu sıfata dayanır.

El-Hakem

Al-Ḥakam

الحكم

Hakem, Mutlak Hâkim — verdiği hüküm kesin olup geri çevrilemez; kulları arasında adaletle hükmeden.

El-Halîm

Al-Ḥalīm

الحليم

Çok Sabırlı, Yumuşak Davranan — günahkârları hemen cezalandırmayıp tövbe için zaman tanıyan.

El-Hamîd

Al-Ḥamīd

الحميد

Övgüye Layık — zatı, sıfatları ve fiilleriyle her övgüye layık olan. Kuran'da 17 kez geçer; namazlarda 'Alhamdulillâh'ın kaynak ismidir.

El-Hasîb

Al-Ḥasīb

الحسيب

Hesaba Çeken, Yeten — kullarına yeten ve amellerinden hesaba çeken. Nisâ 6'da 'Hesap sorucu olarak Allah yeter' beyanı bu ismin dayanağıdır.

El-Kâbız

Al-Qābiḍ

القابض

Kısıp Tutan — hikmetiyle rızkı, ömrü veya lutfu daraltabilen. Zıddı Al-Bâsit ile birlikte anılır; kul, hâlinden ne umutsuz olur ne şımarır.

El-Kaviyy

Al-Qawiyy

القوي

Pek Kuvvetli — hiçbir şeyin zayıflatamayacağı mutlak güç sahibi. Al-Metîn ile birlikte Zâriyât 58'de rızık verme ve kudret sıfatlarıyla anılır.

El-Kebîr

Al-Kabīr

الكبير

En Büyük — büyüklükte en üstün; yaratılmışlar arasında celaline denk olabilecek hiçbir şey yoktur.

El-Mecîd

Al-Majīd

المجيد

Şanlı ve Şerefli — şan, vekar ve övgüye değer fiillerinde yüce olan. Hûd 73'te İbrahim'in ailesine yönelik selâm bağlamında Al-Mecîd zikredilir.

El-Mugnî

Al-Mughnī

المغني

Zenginleştiren — dilediği kuluna maddi veya manevi zenginlik bahşeden. Tevbe 28'de: 'Allah lütfundan zenginleştirir'; Al-Ganî'nin fiilî yönüdür.

El-Muhyî

Al-Muḥyī

المحيي

Hayat Veren — cansızlıktan hayat yaratan ve ölüleri yeniden dirilten. Zıddı Al-Mumît ile birlikte; Rûm 50'de 'ölülere hayat vermeye kadirdir'.

El-Muktedir

Al-Muqtadir

المقتدر

Üstün Kudret Sahibi — bütün muhalefeti mutlak güçle aşan. Kehf 45 ve Kamer 42-55'te zikredilir; Al-Kadîr isminin daha vurgulu bir formudur.

El-Mümît

Al-Mumīt

المميت

Ölümü Veren — her canlının ecel vakti gelince ölümünü takdir eden. Zıddı Al-Muhyî (hayat veren) ile birlikte Yûnus 56 ve Bakara 258'de zikredilir.

El-Müteâlî

Al-Mutaʿālī

المتعالي

Pek Yüce — her türlü eksiklikten, ortaktan ve mukayeseden yüce olan. Ra'd 9'da geçen bu isim, Al-Aliyy'in vurgulu formudur.

El-Vâris

Al-Wārith

الوارث

Mirasçı — bütün yaratılmış yok olduktan sonra baki kalan. Hicr 23'te zikredilir: 'Şüphesiz Biz diriltiriz, öldürürüz; gerçek mirasçı Biziz.'

El-Vâsi'

Al-Wāsiʿ

الواسع

Sınırsız, Geniş — rahmeti, ilmi ve nimeti her şeyi kuşatan. Bakara 2:268'de geçer: 'Allah'ın lütfu geniştir, O her şeyi bilendir.'

Er-Rakîb

Ar-Raqīb

الرقيب

Daima Gözeten — yaratıklarının her amelini, düşüncesini ve niyetini gözleyen. Nisâ 1'de zikredilir; ihsan hâlinin (görür gibi ibadet) dayanağıdır.

Er-Raûf

Ar-Ra'ūf

الرؤوف

Çok Şefkatli — şefkati ve merhameti son derece yoğun olan. Ar-Rahmân ve Ar-Rahîm ile aynı kökten; Kuran'da müminlere özel şefkati vurgulanır.

Er-Reşîd

Ar-Rashīd

الرشيد

Doğru Yola İleten — her fiili kusursuz hikmet ve doğru yönlendirmeyle gerçekleşen.

Es-Sabûr

Aṣ-Ṣabūr

الصبور

Çok Sabırlı — günahkârları hemen cezalandırmayıp tevbe için bol zaman tanıyan. Bu tehir hikmet iledir; her canlıya doğru yolu bulma fırsatı verilir.

Eş-Şehîd

Ash-Shahīd

الشهيد

Her Şeye Şahit — her zaman her şeye şahit olan. Kulun her amelini, sözünü ve niyetini müşahede eder; bu bilinç ihsan makamının temelidir.

Eş-Şekûr

Ash-Shakūr

الشكور

Şükre Çok Karşılık Veren — en küçük iyiliği bile bol mükâfatla karşılayan. Fâtır 30'da zikredilir; az şükre kat kat bereketle mukabele eder.

Ez-Zâhir

Aẓ-Ẓāhir

الظاهر

Açık, Aşikar — varlığı yaratılışta sayısız işaretle apaçık olan. Al-Bâtın (gizli) ile birlikte Hadîd 3'te Allah'ın hem zâhir hem bâtın olduğu bildirilir.

Mâlikü'l-Mülk

Mālik-ul-Mulk

مالك الملك

Mülkün Sahibi — egemenliği dilediğine veren mutlak sahip. Âl-i İmrân 3:26'da geçer: 'Ey mülkün sahibi Allah'ım! Mülkü dilediğine verirsin.'

Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm

Dhul-Jalāli wal-Ikrām

ذو الجلال والإكرام

Celal ve İkram Sahibi — hem yüce celal hem sonsuz cömertlik sahibi. Rahmân 78'de zikredilir; bazı âlimler bunu 'Allah'ın en büyük ismi' kabul eder.

Ed-Dârr

Aḍ-Ḍārr

الضار

Zarar Veren — sınav ya da düzeltme aracı olarak hükmüyle zarar ve zorluk verebilen.

El-Câmi'

Al-Jāmiʿ

الجامع

Toplayan, Bir Araya Getiren — Kıyamet Günü tüm yaratılmışı toplayan ve farklı şeyleri birleştiren.

El-Hâfıd

Al-Khāfiḍ

الخافض

Alçaltan — kibirlileri zelil eden ve hak edenleri düşüren. Zıddı olan Ar-Râfi (yükselten) ile birlikte Vâkıa 3. ayetin işareti olarak yorumlanır.

El-Mâcid

Al-Mājid

الماجد

Şanlı, Üstün — yüceliği ve asil nitelikleri bol olan. Al-Hamîd ve Al-Kerîm isimleriyle akrabadır; Kuran'da Âl-i İmrân ve Burûc sûrelerinde geçer.

El-Mâni'

Al-Māniʿ

المانع

Engelleyen, Vermeyen — kullarına imtihan veya koruma olarak dilediğini esirgeyen.

El-Metîn

Al-Matīn

المتين

Sağlam, Sarsılmaz — gücü hiç eksilmeyen, kuvveti yıkılmaz. Zâriyât 58'de Al-Kavî ile birlikte: 'Rızık verendir, güç sahibidir, metindir.'

El-Muahhir

Al-Mu'akhkhir

المؤخر

Geriye Bırakan — hikmetiyle dilediğini ve dilediği şeyi sonraya bırakan. Zıddı Al-Mukaddim ile birlikte; kader ve zamanlama O'nun elindedir.

El-Mübdi'

Al-Mubdi'

المبدئ

Başlangıçtan Yaratan — her şeyi önceden örnek olmaksızın yoktan başlatan. Zıddı Al-Muîd (geri döndüren) ile birlikte: Yaratan ve tekrarlayan.

El-Muhsî

Al-Muḥṣī

المحصي

Her Şeyi Sayan — her şeyi kesin biçimde sayıp hiçbir şeyi atlamayan. Cinn 28'de: 'Onların yanındakini kuşatmış ve her şeyi sayı ile saymıştır.'

El-Muîd

Al-Muʿīd

المعيد

Yeniden Eden — ölümden sonra tekrar diriltecek olan; başlattığını tekrarlayan. Zıddı Al-Mübdî ile birlikte; Burûc 13'te zikredilir.

El-Muizz

Al-Muʿizz

المعز

İzzet Veren — dilediğine kudret, vekar ve şeref bahşeden. Zıddı Al-Muzill ile birlikte Kuran 3:26'da hâkimiyetin yalnız Allah'ta olduğunu ifade eder.

El-Mukaddim

Al-Muqaddim

المقدم

Öne Geçiren — zaman, mertebe veya nimet bakımından dilediğini öne çıkaran. Zıddı Al-Muahhir ile birlikte; kader ve mertebeler O'nun elindedir.

El-Mukît

Al-Muqīt

المقيت

Besleyip Geçindiren — bütün yaratıklara rızık veren ve onları yaşatan. Nisâ 85'te zikredilir; Ar-Rezzâk ile akrabadır ancak sürekliliği vurgular.

El-Muksıt

Al-Muqsiṭ

المقسط

Adaletle Hükmeden — adaleti tesis eden ve herkesin hakkını veren. Al-Adl ile akrabadır; Hucurât 9'da: 'Allah adaletli davrananları sever.'

El-Müntekım

Al-Muntaqim

المنتقم

İntikam Alan — zalimlerden ve haddi aşanlardan adaletle intikam alan. Secde 22'de zikredilir; ilahi intikam adaletle ve mükellefiyet doğrultusundadır.

El-Müzill

Al-Mudhill

المذل

Zelil Eden — kibirle yüz çevirenleri alçaltan ve zelil kılan. Zıddı Al-Muizz ile birlikte Âl-i İmrân 3:26'da geçer; şeref ve ceza yalnız O'nun elindedir.

El-Vâcid

Al-Wājid

الواجد

Bulan, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan — dilediği her şeyi bulan, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan.

El-Vâlî

Al-Wālī

الوالي

İdare Eden, Hükümran — yaratılışın her işini yöneten yüce hükümdar. Ra'd 11'de kullarını murakabe eden idare edici sıfatıyla anılır.

En-Nâfi'

An-Nāfiʿ

النافع

Fayda Veren — her faydayı yaratan ve dilediği kuluna bağışlayan. Zıddı Ad-Dârr (zarar veren) ile anılır; hayır ve şer Allah'tandır bilinci.

Er-Râfi'

Ar-Rāfiʿ

الرافع

Yükselten — kullarından dilediğini mertebe ve şeref bakımından yükselten. Zıddı Al-Hâfid ile birlikte; ilim ehlinin derecesini yükseltir (Mücâdele 11).